Güncel | News

 

:: Temmuz 2009


> Timeout İstanbul röportajının geniş metni (Nisan 2009) | Full length DDR interview in Timeout Istanbul

 

TIMEOUT İSTANBUL, NİSAN 2009


DDR’nin NME’nin ‘İstanbul Erupts’ yazısına çıkması nasıl gerçekleşti? Sizin bir girişiminiz oldu mu onlar mı sizi buldu?
Can: Bizim böyle bir yazıdan haberimiz yoktu. Daha önce iki defa myspace’den NME dergisi adına grup fotoğrafımız istenmişti. Neden istediklerini anlayamamıştık. Bir arkadaşımız tesadüfen dergiyi görmüş, bana haber verdi. Londra’daki bir arkadaşım dergiyi satın alıp gerçekten bizden bahsettiğini doğruladı. Daha sonra Kim ki o’dan Ekin’le konuştum. Everett True ile geçen yaz İstanbul’da tanışmışlar, Türkiye’deki müzik grupları üzerine güzel bir sohbetleri olmuş. O da İstanbul’da olduğu süre içerisinde bazı grupları canlı olarak dinlemiş. Sanırım yazının hikayesi de buradan başlıyor.

Cihan ve Bora: Everett True müzik dergiciliği için İngiltere’de bir duayen sayılabilecek biri. Dolayısıyla böyle bir yazıda DDR’nin bulunması bizi çok mutlu etti.


Bu yazının size nasıl bir getirisi oldu? Mesela yazıdan sonra myspace’inizin Britanya taraflarından tıklanma oranı arttı mı?
Cihan ve Bora: Bizim bu yazıyla ilgili bir beklentimiz olmadı.
Can: Hiçbir fikrim yok.


Siz İstanbul indie sahnesini nasıl görüyorsunuz? ‘İstanbul Erupts’ mı gerçekten yoksa İstanbul’daki indie sahnesi emekleme aşamasında mı?
Cihan ve Bora: Birkaç sene öncesiyle karşılaştırıldığında daha geniş olsa da “Istanbul Erupts” denecek kadar ciddi bir gelişme yok.
Can: İstanbul’da aslında her dönemde birilerinin müzik adına, popüler kültürün dışında kalmaya mahkûm üretimler yaptığını söyleyebiliriz. Belki 70’lerde ve 80’lerde bu kişilerin sayısı bugüne göre çok azdı. Ancak yine de bir biçimde varolduklarını biliyoruz. Geriye çok az eser kalmış da olsa varlıklarında haberdarız. Bunu teyit etmek için Türkiye'de Punk ve Yeraltı Kaynaklarının Kesintili Tarihi 1978-1999 adlı kitaba bakmak yeterli. Bugünkü durum, indie gruplar için daha fazla görünür olmanın (canlı çalınabilen mekanların, müzik dergilerinin, alternatif yayın yapan radyoların artması) mümkün hale gelmesinden başka bir şey değil bence.
Deniz: Kat etmemiz gereken çok aşama olduğunu düşünüyorum. Sonuçta yapılan olaylar kültüre dayalı, kendi kültürümüzle çakışan bir şey oldu mu hemen devşirme yöntemlere başvuruyoruz, hâlbuki ben her şeyin dönüşebilen yapıda olduğuna inanıyorum.

Siz kimleri beğeniyorsunuz İstanbul indie sahnesinden? Sizce ‘İstanbul Erupts’ yazısında kimler olmalıydı başka?
Cihan ve Bora: İstanbullu olmasa da Grangulez’i çok beğeniyoruz.
Can: Proudpilot, Kim ki o.


İstanbul’daki indie müzik dinleyicisini nasıl buluyorsunuz? Bilinçli bir dinleyici mi var yoksa önlerine sunulanı çok araştırmadan dinleyen bilinçsiz bir kitle mi mevcut?
Can: Dinleyicinin genel olarak eskiye kıyasla daha araştırmacı ve farklılıklara açık olduğu söylenebilir. Ama gerçek anlamda alılmamayı mümkün kılacak düzeyde bir ilgi çok nadir insanlarda mevcut. Bu yüzden ortalama müzik dinleyicisi ilgimi çekmiyor.
Cihan ve Bora: Bir müzik dinleyicisi olarak Ülfet Eker’in örnek alınması gerektiğini düşünüyoruz. İnsanların neyi bilinçli neyi bilinçsiz yaptıklarıyla ilgili yorum yapamayız.


“Grubun gerçekten fan’ı olan 3-4 kişi var” demişsiniz bir röportajınızda. Bu size yetiyor mu? Ufak bir kitleye müzik yapmak sizi tatmin ediyor mu? İyi bir müzik yapıyorsunuz, daha fazla isminizi duyurmak adına neden bir şeyler yapmıyorsunuz?
Cihan ve Bora: Müzik yaparken ortaya çıkan şeyi geliştirmeye çalışıyoruz ama bunun kaç kişi tarafından takdir edileceği bizi doğrudan ilgilendirmiyor. Borges şöyle demiş: “ben kitaplarımı bir kişi için yazıyorum” yani, biz de yaptığımız müzikle bir kişi kazanabiliyorsak, bu bize yetiyor. Kaldı ki “iyi” müzik kavramı da çok özneldir ve bizim iyi müzik olarak nitelendirdiğimiz şeyi bir başkası çok kötü olarak da nitelendirebilir. Biz sonuçta popüler olabilecek bir müzik yapmadığımızı biliyoruz. Bunun bilincinde olarak zaten DDR’nin tanıtımını uygun olan her şekilde yapmaya çalışıyoruz.


Uzun yıllardır konser veriyor, kendi bestelerinizi çalıyorsunuz. Indie kavramının temelde çok geniş bir kitleye hitap etmesi beklenemez ama siz hiç İstanbul’da kitlenin çok küçük olduğu hissine kapılıp tatminsizlik duydunuz mu?
Can: Kitlelere dayanan bir müzik yapmıyoruz. Yaptığımız iş nicelikle ilgili değil, yüz kişi ile yüz bin kişi arasında bir fark göremiyorum. Daha ziyade kişinin yaptığımız müzikten nasıl etkilendiği, duygulanım ve düşünce dünyasında neler uyandırdığı ile ilgili, niteliksel bir mesele. Bir an için bunun ölçülebilir dereceleri olduğunu varsayarsak, yüz kişinin tamamında aynı derecede bir etkileşim olmayacağı ortadadır. Bence önemli olan, dinleyicideki etkileşim düzeylerinin üst düzeylerde olmasıdır. Aksi takdirde, yaptığımız müziğin başkaları için bir anlam ifade ediyor olmasından, onların yaşayışlarına etki ediyor olmasından söz edemeyiz.
Deniz: Kitlenin boyutundan ziyade çeşitliliği de önemli benim adıma. DDR'nin duruşu ve tavrı göz önünde bulundurulursa, dinleyici kitlemizin çeşitliliği şaşırtıcı ve tatmin edici. Toplum içinde insanlar üzerine yapıştırılan "etiket"ler sanırım bizim için pek geçerli değil.
Cihan ve Bora: Aynı soru.


Kendi imkanlarıyla müzik yapan bir grup olarak karşılaştığınız en büyük zorluk neydi? Ekipman elde etmek veya çalışacak bir stüdyo bulmak konusunda zorlandınız mı?
Cihan ve Bora: Zamanın kısıtlı olması bizim için zorluk yaratıyor. Hepimizin iştigal ettiği başka şeyler var ve bazen bu müzik dışı şeyler müzikten daha baskın olabiliyor ya da bazen kafa karışıklıklarımız müzik yapmaya odaklanmamızı engelleyebiliyor.


DDR’yi İstanbul indie piyasası içinde nerede görüyorsunuz? Önümüzdeki birkaç sene içinde kendinizi nerede görmek istersiniz?
Can: Kendimizi bir piyasa mekanizması içinde görmüyoruz. Dolayısıyla amacımız, her türlü tektipleştirici etkinin uzağında kalmayı deneyerek müzik yapmayı sürdürmek olacak.
Cihan ve Bora: DDR’yi herhangi bir piyasanın hiçbir yerinde görmüyoruz. Orada burada görmek isteriz.
Albüm kayıtları için Sessanayii stüdyolarındaydınız bir süredir. Ne zaman çıkacak albüm, nasıl gidiyor?
Deniz: Albüm görmemezlikten gelip, duymamazlığa gidiyor.

Albüm için bir plak firmasıyla anlaştınız mı yoksa kendi imkanlarınızla hazırladığınız bir albüm mü? Bir röportajınızda albüm için Doublemoon’la anlaşmak istediğinizi söylemişsiniz. Bir gelişme oldu mu?
Cihan ve Bora: Yanlış anlamışsınız sanırız; Doublemoon ile anlaşmak istediğimizi söylemedik sadece bunun olasılıklardan biri olduğundan söz etmiştik. Albümü kendimiz hazırlamaya çalışıyoruz henüz başka bir kuruluşla konuşmadık bununla ilgili olarak.
Can: Albüm için bir tarih vermek zor görünüyor. Henüz kimseyle görüşmedik, mix aşamasını tamamlayana dek görüşmeyi düşünmüyoruz. Ancak eğer bir plak şirketiyle anlaşırsak, ilk albüm sonbahara kadar yayımlanabilir diye düşünüyorum.


Animal Collective’in alt grubu olarak çalmıştınız. Animal Collective’i sever misiniz? Sizi dinleyip yorum yaptılar mı?
Cihan ve Bora: ?


Müzik dışında nasıl bir hayatınız var? Müzikten para kazanılmadığı malum, nasıl geçiniyorsunuz? Kazandığınızı müziğe mi yatırıyorsunuz?
Cihan ve Bora: Cihan’a kedileri bakıyor; Bora’ya, Deniz; Deniz’e ise Can; Can’a ise Cihan bakıyor. Ama bazen yalnızca kendimize bakıyoruz. Bazen de kedilere..


Çalışıyorsanız eğer müzik hayatı ve düzenli bir hayat arasında bölündüğünüzü hissediyor musunuz arada?
Can: Bu bölünme beni son zamanlarda oldukça düşündürüyor. Tek bir hayata yoğunlaşma ihtiyacını hissettiğim anlar oluyor. Ama sanırım bu, müzikten ticari bir getiri beklememenin bir sonucu.
Cihan ve Bora: Çok çalışıyoruz ama çoğu zaman arkadaşlarımız için çalışıyoruz ve ürettiğimizi arkadaşlarımızla paylaşmak bizi mutlu ediyor. “Müzik hayatı” düzenli değilse o zaman biz düzensizliği tercih ediyoruz.
Deniz: Çalışma hayatımın saatleri de normal bir insanın çalıştığı saat aralıklarında olmadığı için hayata nasıl bakıyorsam hayatın da bana o şekilde fırsatlar sunduğunu düşünüyorum.


En iyi tepki alan şarkınız hangisi? Nisan’da konseriniz olacak mı? Kayıtlarınıza nereden ulaşabiliriz?
Cihan ve Bora: Meinhof. Olacak.
www.myspace.com/dogualmanya
www.dogualmanya.net
www.dogualmanya.info


Konser sonrası neler yaparsınız, nasıl bir ruh halinde olursunuz? İyi bir konserden sonra dış dünyaya, dünyevi işlere adapte olmak zor olurmuş gibi geliyor bana.
Cihan ve Bora: İçki içip uzuneşek oynuyoruz ve böylelikle üzerimizde tüm “maneviyatı” atmış oluyoruz.

 

 

<<< GERİ